Madde Mânâ
Maddeler alemine daldıkça insan mânâ aleminden uzaklaşıyor. Maddeye her dalış, ruhun etrafını sarıp daraltan bir çember oluyor. Dünya silinip giden silüetler misali uykudan uyanmak belki an olacak ama uyandırır insanı. Ne mutlu hep uyanık kalabilene ama ne mümkün insanız. Ifrat ile tefrit arasında geçiyor ömrümüz. Gülüşler bile yarım kalıyor, kavuşmalar ağır aksak. Hakikate bakınca dünya gerçekten sonsuza kadar huzuru bulabileceğimiz bir yer değil bunu anlayabiliyoruz. Sevdiklerimiz bir bir gidiyor dünyadan, her şey son buluyor. Bir kavuşma var ve bu kavuşma önce insanın Rabbiyle. O'nun huzurunda boynumuz bükük... Elest bezminde söz verdik, bazı fırsatlarda hatırlatır Allah insana "kul" olduğunu. "Kalpler ancak Allah'ı anmakla mutmain olur." Kimin huzuruna başka gözyaşları içinde sığınabilir insan, kimin affına sığınabilir tüm hatalarına rağmen. Hayatımızın içinde O yoksa, hayatımıza hayat katamadıysak O'nu her an varlığını hissedemiyorsak biraz da dünyanın gam yükü olarak üzerimize çökmesi bundandır. Varlığıyla huzur bulup hakiki sevgisinin tüm yansımalarını dünyamızda bulacağız. Her bir sıfatı farklı canlılarında tecelli etmiş. Insan en büyük sanatı. Mahiyetinde meleklerden de öte olabilecek, hayvanlardan da aşağı olabilecek potansiyelde. Ama evrenin iyilik halkasından biri olarak hayatına devam etmeye çalışırsa insan o zaman istikametini bulmuş şaşsa da niyetine binaen o halkaya yönlendirilmiş olur. En güzel sıfatlarının tecelli ettiği yer insan. Dünyadaki tüm güzellikler de O'ndan dolayı güzel. Cemil, Celil, Rahman, Rahim, Kadir, Settar... bunlar hep bizi kuşatan isimleri. Onu tanıdıkça eserlerinin üzerindeki sanatı da görmeye kapılar açılacak ruhumuzda inkişaflar olacak...
Yorumlar
Yorum Gönder