Bizi biz yapan yaşantılarımız nişanlarımızdır..
Bugün aşı olmaya gittiğimde odada üç kadın hemşire vardı, kolumu aşı için gördüğünde birisi: "Kolundakiler çatlak mı ben ameliyat izi sanmıştım. Çok kilo mu verdin, doğum mu yaptın" dedi. Güldüm: "Çocukluktan beri kiloluydum ben birkaç kere verdim aldım kilo onlardan kaldı çok önceden bu izler, tabi çocukta yine kilo aldım verdim." dedim.
"Nasıl öyle kilo verdin?" diye devam etti sonra hemşire. Yine güldüm: "Deli gibi spor yaparak, beslenmede glutene dikkat ederek tiroidim var çünkü. Hiç kolay olmadı vermek. Çok çabuk alıyorum dikkat etmezsem metabolizmam çok yavaş." Benim de tiroidim var hiç veremiyorum nasıl verdin öyle maşallah". dedi içlerinden orta yaşlı ve azıcık tontiş olanı. "Nasıl verdiğimi bir de bana sor. Çok zor." dedim ve güldüm. Gerçekten bu hayatta hepimiz farklı gelmişiz dünyaya. Neler yaşadığımız neleri kendi kendimize başardığımızı en iyi kendimiz biliriz.
Çatlaklarımız, buruşan sarkan derimiz, alnımızdaki izler, gülünce kısılan kırışan göz çevremiz, saçımıza düşen aklar, belimizin bükülmesi, hayattaki verdiğimiz mücadelelerin madalyaları nişaneleri adeta. Onları öpüp sarıp sarmalayıp gurur duyacağız. Bizi gerçekten anlamayan, hikayemize sağır kör olan asla sevemez. Insan anladıkça hayreti artar ve sever. Kendi hayatına dahi yaşadıkça alışır, geriye bakınca hikâyesini sever. Sevgi mayasıdır kainatın...
Yorumlar
Yorum Gönder