Kayıtlar

Arayış

  "Anlatmam derdimi dertsiz insana, dert çekmeyen dert kıymetini bilemez" sözünden yola çıkıyorum. Dert bize yeni bakış açıları kazandırır. Etrafımızı, kendi duygularımızı, yapabileceklerimizi, dünyadaki bizim gibi dertli insanları görüp anlayabilmemizi sağlar. Empati duygumuzu geliştirir. Daha hassas daha yaralı oluruz belki ama tüm bunlarla daha da güçlü olmayı öğreniriz.   Acılar, sıkıntılar tıpkı bedenin spor yaparken kazandığı gibi ruhumuzun kas yapmasını sağlar. Ruhumuz da bedenimiz gibi acıkır, ve güzel sözlerden hakikat devşirmeye çalışır; böyle büyür, serpilir, gelişir. "Harekete kimse mani olamaz" diyor türkü şimdi. Varlığı, alemi gözleyince, sorgulayınca 'hareket' gerçeğini tüm derinliklerimizde hissederiz. Değişim, dönüşüm, hep bir yeni var oluş. Ruhların da maddenin de sistemi eşsiz. Kendi duygularımızın dahi farkına varabilmek muazzam. İnsan belki de bu arayış zamanlarıyla kendine ve insanlığa bir şeyler katabiliyor. Bizi de aşkın bir varlık ya...

Seyrediyorum...

 Içinde duygu olan, insana dair olan her şeyi seviyorum. Bir müzik, bir şiir, bir film, bir yazı... Ama bunlar dünyada para eden şeyler değil. Bu dünyada tutunamıyor oluşum da dünyada geçmeyen şeylere meftun oluşumdan değil mi ki... Nasıl yaşanır? Nasıl sürüklenmeden, kapılmadan sellere, sakin telaşsız... Bana da öğret ölmeden önce ölmeyi. Sadece hisseden bir kalbin var. Avuçlarım kavrayamıyor dünyayı. Tutunmaya çalışıyor, bir yandan pes etme diyor içimden bir ses. Sadece sesini duyur Rabbe o biliyor, sabret. Nefes ol senin gibi tutunamayanlara...  Susmak da yakıyor içi bu dünyada. NFK'nın dediği, öz vatanında garipsin öz vatanında parya. Sonra diyorum bu garipliğin belki başka garipleri anlayabilmen için verildi hâl olarak Allah'tan. O zaman elhamdülillahi ala külli hâl, Vel küfri veddalal.   Şimdi kendime yetemezken istiyorum ki tüm dünyayı kucaklayayım, gücüm yok ki... Sadece kelimelerimle sarılıyorum sana ey güzel gözlü çocuk. Sarılıp koklarken kendi yavrumu bütü...

Öyle bir yerdeyim ki

Bazen hayat öyle midenizi bulandırır ki, sabah uyandığınızda yemeği içiniz almaz. Tüm parmak uçlarınıza kadar kırılmışsınızdır. Yaşama sevincinizi alanlar kendi ruh huzursuzluklarında başka sevinçlere koşarken siz o mutsuzluğunuzda gömülü kalmışsınızdır, çare sizi yerle bir edenlerde değildir üstelik, bunun da farkındasınızdır. İşin kötüsü tam her şey yolundayken, hayatınıza girip, hayallerinizi, zamanınızı ve umutlarınızı çalan insanlardır. Allah hakiki sevgi versin herkese...  "Öyle bir yerdeyim ki..." şarkısı çalıyor Selda Bağcan'dan. Başladığınız yerle olduğunuz yer arasındaki 'siz' hayret vericidir çoğu zaman. "Bir yanımız mavi yosun dalgalanır sularda." Ümit ile korku arasında yaşam. "Çıldırtan bir denge". Yaprak döken yanımız ile bahar bahçe yanlarımız... Şükredecek şeylere odaklanmak gerek herhalde diyorum yine. Öyle hayatlar, hikayeler, örnekler var ki dünyada. Bir kendi acımız büyük geliyor, bir diğerimize sağır, kör kalıyoruz. Şaşırt...

Yeniden başlamalı

 Yeniden başlamalı şarkısı eşliğinde...  Sana çokça akıtılmış gözyaşlarından, çokça atılmış kahkalardan bir demet yapıp sunuyorum güzel yavrum. Dünya tam olarak da böyle bir şeymiş: Göçüp giden silinen her şeyin ardından kalanlar... Yeni başlayan günle beraber tekrar ve tekrar bulunan anlamlar...  "Nerede tükettin türkülerini... Yanıyor işte ışık, o senin dost odalarında. Aç kapını çık eskisi gibi..."  "Yeniden yürü tozlu yollara, yeniden uyan o sabahlara"  Bir dirilişe çağırıyor şarkı beni. Kahvem ve şarkım eşlik ediyor geceme. Ah bu gönül yükü... Yük ettiğimiz ağırlıklar... Şükür bu günümüze, geçip gidene de şükür.  Şimdi tekrar kendimi arıyorum. "Herkes evine döner" sözü geliyor aklıma. Gönül evimize geri dönüyoruz. Ruhumuzla kurduğumuz o bağa geri. Yalnızlıkla değil, Rabbimizle olduğumuzu hissettiğimiz her an çoğalıyoruz.   

Bir hayaller...

 "Sevsem sana yazık, sevmesem ziyan olacaksın" sözü geldi aklıma. Severken ziyan ediyoruz birçok şeyi, hem kendimize hem karşıdakine yazık ediyoruz çoğu zaman. Bilmiyoruz diyorum sevmeyi, ne desek boş kalıyor hep sonradan geliyor akıllar başa. Hiçbir kelime karşılayamıyor büyük bir sessizlik karşılıyor onca yaşanmışlığın özetini. Diyorum ancak bir sessizlik bu kadar güzel anlatabilirdi hem söylenen, hem söylenmeyen sözcükleri. Sana da kendime de yazık etmek istemiyorum artık, bu kadar sevda yeter bize, bu kadar acı, demek geçiyor yine aklımdan. Diyorum içine söyle sözcüklerini, içine akıt tuttuğun yasları. Bir insana değil, ziyan olup giden duygulara, yaşanılmayan anlara belki de yasın, öfken. Bu kadarmış ama, bu kadar deyip oldurmaya çalışmadan artık yürümeyi öğreniyorsun. Olmuyor çünkü ittirmeyle de bazı şeyler. Bu aşkın sırrını çözemezsin sen. Yanıbaşındakini görmez de istemez insan. Artık uğraşmayacaksın değmeyeceğini gördün en uğraştığın yerlerden nasıl döndüğünü görünce...

Insan denen muamma

 -Nasılsın? -Bilmiyorum. Bir tuhaf oldum yine. -Niye ne oldu ki? -Ben yaşamayı bilmiyorum herhalde. Sorun burdan kaynaklanıyor hep diyorum kendime. -Dünya alabildiğine dünyadır. Ona doyulmaz. Sırf dünya için mi yaşamak istersin ki? Sadece her şey görüntü müdür? Maddeler alemi ruhu bunaltır. Sen zannediyor musun ki ruhlar bu kadar madde içinde huzurlu? - Ben kendi alemimde yaşıyorum sanki. Dünyaya uyduramıyorum kendimi. Içimdeki dünyamı dışarı uydurayım diyorum o da tam uymuyor. Iki arada bocalayıp duruyorum. Hayat da biraz böyle bir şey herhalde. Kimine rahat gözüküyor. -Sen zannediyor musun dertsiz insan var? Bu dünyada en güzel nimet iman nimetidir. Kalpler Allah'ı anmakla mutmain olur. Bunu bir an aklından çıkarma. Dünyadaki adaletsizliklere bakıp bende niye böyle, diye düşünme. Senin hayatın sana özel ve biricik. Dünyanın geçip giden bir gölgeler diyarı olduğunu anlamadın mı ki bunca kayıptan sonra. Başta zaman bizde kalmıyor o gidiyor elimizden. Sağlık, gençlik, bazen imkanlar...

Madde'den Kaçış

  - Ben geldim. - Sen de kimsin? -Ben Zümran. Ya burası neresi? -Gerçeklik yaşanmaz olduğunda kaçtığın, nefes aldığın yer. Hayal dünyan. -Seni usandırdım mı? -Ben usanmam bilirsin sende benim bitmez tükenmez kaynağım var. Ama buraya gelerek her zaman iyilik etmiyorsun kendine. Fazla derin vadilerime dalıp sonra gerçeklikten kopuyor, gerçek hayatla olmasını istediğin hayat da bir olmayınca yaşamak istemiyorsun. Yine kafanda dolaşıp duruyor düşünceler. -Sence birçok insan davranışı bir kaçış olabilir mi? -Ne mesela? -Mesela mutluluk için illa bir ilişki içinde olmayı beklemek. Kendimizi uyuşturduğumuz mutluluk afyonlarından biri olabilir mi; aşk mesela. En zor zamanlarımızda kaçtığımız, acılarımızın dayanılmaz olduğunda oraya kaçıp soluk almak istediğimiz. - Nefes aldıranla nefesini kesen şeyin aynı şey olması ne tuhaf. Senin gerçeklik algıların değişmiş. Aşkla nefes alamazsın. O bu benim dünyamda geçerli. Deniz gibidir aşk derinlerine daldıkça nefes alman zorlaşır. Buraya ç...