Aşk, Sevmek

 Yıllarca çocukluğumuzdan getiriyoruz birçok hayali, gerek duyarak, gerek okuyarak gerek görerek... Her yerden yaşantıdan bir şeyler topluyoruz aşk bu olmalı, benim aşkım böyle olmalı diye. Içimizde tertemiz bir yere koyuyoruz onu, kimseleri ulaştıramıyoruz oraya. Biz 'aşk'ı seviyoruz adeta. Kimi diyor insan 'duygusunu' sever, diye. Evet tecrübe etmek muazzam bir şey, ondaki o coşkun aynı zamanda korkunç yıkım olan duyguları.

 Bir sürü faktör giriyor aşkta araya, karşıdaki insanın karakteri, çocukluğu, alışkanlıkları, hayata ve aşka yüklediği anlamlar... Seviyoruz diyoruz ama bocalıyoruz çoğu zaman. Alma verme dengesini kuramıyoruz. Sevmek, hep yanında olmayı istemek hasretini yaşatıyor aşığa. Ona dair anıları, silüetleri dahi zihinde, kalpte tekrar yaşatmak muazzam bir mutluluk veriyor aşığa. Onun dünyasında, zihninde, yaşantısında bir yolculuğa çıkmak hazzını veriyor bize. Başka bir insanın hikâyesinde, alnının çizgisinde, yüzünün ifadesinde nefes almak... Hatta eskilerde yaşadığı bir yere, bir anısına dahi gidip, o bir zamanlar buradaydı diyebilmeyi istemek... Gidemediği yerlere kalbiyle, zihniyle gidiyor aşık.

 Her şeye Rahmani nazarla ve sevgiyle bakınca, kusurlarıyla tümüyle seviyorsunuz insanı. Ama her zaman bu sevmek tek taraflı, doyasıya yaşamaya yetmiyor. O zaman 'gömülür' şarkısındaki gibi içine gömülüyor insan, zihnine, kalbine, anılarına...

 Hayatın bir ışık yakmasını bekliyor. Yeniden huzurla nefes almak, sadece karşıdaki kişinin nefesiyle yaşamadığını idrak etmek, tekrar bozulan algısını düzeltebilmek... Yel essin, kokunu getirsin, uzak da olsan sen sağol dedikleri. "Her şeyi düzeltmeye çalışmanın yok ettiği" olmadan hayatı anda ve güzel, kıymetini bilerek yaşamak dileğiyle...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bizi biz yapan yaşantılarımız nişanlarımızdır..

Yeniden Balıkesir

Hayaller de yorulur